Aldatanlar - Blogcu

Aldatanlar

Allah'ın Sevgili Kulları

15/10/2009 ·

Allahü teâlânın sevgili kullarını,ehl-i sünnet âlimlerini tanıyan,onlardan istifade etmeye başlar.Bilse de, bilmese de!…En büyük istifadesi; imanı düzelir,sonra ibadetleri düzelir, günahlar çirkin gelmeye başlar.Bu,istifade ettiğinin alametidir.
Bir müslüman kardeşinin ismini duvara yazsalar,oradan geçerken ceketin düğmesini ilikle de geç.
Her geceyi Kadir bilin,herkesi Hızır bilin, kimin ne olduğu belli olmaz.
Gıybet kanser gibidir,girdiği yer iflah olmaz.

Kendinize, Allah rızası için,insan ancak bu kadar iyi olabilir,dedirtin.Herkese yumuşak söyleyin, yumuşaklıkla muamele edin, az konuşun, incitmeyin.Merhametli ve affedici olun.
Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin.Rahat edersiniz.Kırıldığınız müslümana iyilik edin, sevmediğinize ihsan,sıkıldığınız insana güler yüz gösterin.Herkesin utanacak şeylerini örtün ve kötülükleri affedin.Doğru olun,doğru konuşun,arkadaşlarınızın hatalarına tahammül edin,herkese iyilik edin,komşuya eziyet etmeyip ondan gelecek sıkıntıya katlanın

Allahü teâlâya tevekkül et, işini Ona ısmarla, Ona teslim et.

İhtiyarda [birini seçmekte] afet,tefvizde rahatlık vardır.

İhtiyarı [tercihi] Rabbine terk et.

Çünkü sen hangisinin sana faydalı ve zararlı olduğunu bilmezsin.
İbrahim aleyhisselama dikkat et. Rabbine nasıl tevekkül etti, nasıl güvendi.

Ateşe atılırken bile kimseden yardım istemedi: Hz. Cebrail, (bir ihtiyacın var mı?)

diye sorunca,

(Sendense hayır, Ondansa evet) dedi. (Ondan iste) deyince de,

(O hâlimi biliyor, [yanmak hakkımda hayırlı ise yakar, kurtulmak hayırlı ise kurtarır]

istememe ne gerek var) dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ahiret Olmasa

14/10/2009 ·

Ahiret olmasa,dünyada mükafatlandırılamayan iyilikler,

cezası çekilmeyen fenalıklar,karşılıklarını göremeyeceklerdir.
Bu ise haksızlık ve kusurdur.
Utanma,haya Cehennemden kurtulmaya vesile olur.
Vakit,keskin bir kılıç gibidir.Mühim işleri bugün yapmalı,
mühim olmayanları yarına bırakmalıdır.
Dinin esası,emaneti yerine vermek ve sözünde durmaktır.
Hayır eken,çok mahsul alır.Şer eken ise,pişmanlık biçer.
İnsanların en cömerdi,istenmeden veren,
en asili de intikama gücü yeterken bağışlayandır.
Mal insanın silahı gibidir.Yani insan,sıhhatini,
canını,dinini ve şerefini mal ile korur.
İlmi olmayan bir beden,suyu olmayan şehre benzer.

Yorum (yok) Yorum yaz!

5 Şey

12/10/2009 · Kategori: Panzehir


(Zâdül-mukvîn)

kitâbında diyor ki;
(Eski âlimler yazmış ki, beş şeyi yapmıyan, beş şeyden mahrûm olur:
1-
Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez.
2- Uşrunu vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz.
3- Sadaka vermeyenin, vücûdünde sıhhat kalmaz.
4- Düâ etmeyen, arzûsuna kavuşamaz.
5- Nemâz vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefesde kelime-i şehâdet getiremez. Nemâz kılmanın birinci vazîfe olduğuna inandığı hâlde, tenbellik ederek kılmıyan fâsıkdır. Sâliha kızın küfvü değildir. Ya’nî o kıza lâyık ve uygun değildir).

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Rüya

12/10/2009 · Kategori: Panzehir

Ömer bin Abdülazîz’in “rahmetullahi aleyh” câriyesi yanına geldi. Selâm verdi ve namaz kılınan odaya geçti. İki rekat namaz kıldı. Sonra uyuya kaldı. Biraz sonra kalktı ve halîfeye; “Tuhaf bir rüyâ gördüm.” dedi. Halîfe; “Ne gördün anlat.” dedi. Câriye; “Rüyâda Cehennem’i gördüm. Cehennemlik olanların üzerine kükreyip duruyordu. Sonra Cehennem üzerinde Sırat köprüsü kuruldu. Abdülmelik bin Mervân geldi. Köprüye girdi. Bir kaç adım attı, sonra devam edemeyip Cehennem’e düştü. Sonra Velîd bin Abdülmelik geldi. O da devam edemeyip Cehennem’e düştü. Sonra Süleyman bin Abdülmelik geldi. O da aynı şekilde Cehennem’e düştü.” dedi. Halîfe; “Devam et.” dedi. Kadın; “Sonra da seni getirdiler.” der demez, Ömer bin Abdülazîz bir ah çekti, düştü ve kendinden geçti. Kadın, yüksek sesle; “Vallahi senin selâmetle Sırat köprüsünü geçtiğini gördüm.” dedi ise de halîfe bunu işitmiyor, yerde çırpınıp duruyordu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bizden Ne İşittiyse Hemen İnandı

11/10/2009 ·

Anadolu’da yetişen en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin talebelerinden birisi de, Fatih’in hocalarından Akşemseddin idi. Hacı Bayram hazretlerine bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, en önemlisi de şeyhine tam teslimiyeti sayesinde icazet [diploma] aldı ve irşadla görevlendirildi. Akşemseddin’in bu başarısı diğer müridler arasında kıskançlığa sebep oldu. Bunlardan biri Hacı Bayram hazretlerine sordu:

- Efendim, kırk yıldır talebeniz olanlar henüz halifeliğe layık görülmezken Akşemseddin’in kısa zamanda bu rütbeye ulaşmasının hikmeti nedir?

Hacı Bayram hazretleri şu cevabı verdi:

- Bu köse [Akşemseddin] bizde ne gördü ve işittiyse sebep ve hikmetini araştırmadan hemen inandı ve teslim oldu. Kırk yıldır hizmetimizde bulunanlar ise bizde gördüklerinin ve duyduklarının önce sebep ve hikmetini öğrenip sonra inandı ve teslim oldu. İşte aradaki fark budur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Dost Siteler Ateizm ve Din | Reddiyeler | Huzur Pınarı | Hakikat Kitabevi | Dinimiz İslam | Osman Ünlu
Ehli Sünnet İtikadın da Fıkıh Bilgileri ile Dolu Site